Tim Burton & Christopher Nolan- Bir Batman Baslangıç Hikayesi

DC Comics’in 1939 senesinde çizer Bob Kane (1915-1998) tarafından yarattığı Batman karakteri kısa sürede çizgi roman dünyasının en önemli karakterlerinden biri haline gelmeyi başarmıştı. 1943 ve 1966 senelerindeki sinema maceralarının ardından yapımcılar geniş bir hayran kitlesine sahip olan Batman’i yeniden beyazperdeye taşımak için kolları sıvadı. Dört seriden oluşacak filmin ilki 1989 yılında vizyona girdi.

Kim Basinger and Michael Keaton in Batman (1989)

“Batman” ismiyle vizyona giren filmin Batman rolünde daha çok komedi filmlerinde görmeye alışık olduğumuz Michael Keaton, Joker rolünde ise Jack Nicholson yer alıyor, yönetmenlik koltuğunda ise Beetlejuice filmiyle beğeni toplamış Tim Burton oturuyordu. Serinin ikinci filmi Batman Returns’den sonra Tim Burton yerini Joel Schumacher’a bıraktı fakat serinin ilki dışında diğer filmler eleştirmenlerden tarafından geçer not alamadı.

Batman filminden 16 yıl sonra, bu kez Dark Knight adı altında yeni bir seriye girişildi. Seri üç filmden oluşacaktı ve bu kez yönetmen koltuğunda Cristopher Nolan oturuyordu. Serinin ilk filmi Batman Begins 2005 yılında vizyona girdi. Film bünyesinde Michael Caine, Morgan Freeman, Gary Oldman, Liam Neeson, Katie Holmes gibi oyuncuları barındırıyordu ve Batman/Bruce Wayne rolünde ise bu sefer kamera karşısına Christian Bale geçmişti. Film, eleştirmenler tarafından geçer not aldı ve Imdb’de 8.3 gibi iyi bir puana sahip oldu.

Tim Burton tarzını, diğer filmlerinde olduğu gibi yine Batman’da da gözlemlemek zor değil. Film boyunca Batman hikayesinin ciddiyetine uymayacak tarzda kulağımıza gelen “Burtonvari” soundtracklar, araya serpişirilmiş dans sahneleri ve az da olsa eğlencenin eklenmesi bize bu tarzı hatırlatmaya yetiyor. Belki bu yüzdendir ki, serinin ilk filmde Batman’in düşmanlarından Burton’ın tarzını filmde en iyi şekilde yansıtabilecek Joker karakteri seçilmiş. Joker karakterinin en ciddi sahnelerde bile beklenmedik şeyler yapabilme potansiyeliyle Jack Nicholson’ın muhteşem oyunculuğu birleşince de Tim Burton aradığı şeye ulaşmış gibi görünüyor. Filme gelen olumlu eleştirilere rağmen en büyük eksiklik ise seyirciyi hikayenin orta yerine birden sokması gibi görünüyor.

Batman kimdir, nedir, nasıl Batman olmuştur bilmeden kendimizi birden Gotham City’de, maceraların içinde buluyoruz. Sıradan bir insanın bir süper kahramana dönüşme sürecine dair en ufak bir bilgilendirme ya da flashback olmaması, bir süper kahramanı beyazperdeye aktarırken gözden kaçırılmaması gereken en önemli şeylerden biri gibi görünüyor.

Filmde bir diğer göze çarpan nokta ise Batman dünyasındaki karakterlerin filmde yeterince yer almamış olması. Olaylar film boyunca Batman-Joker, Bruce Wayne-Vicki Vale arasında geçerken, filmde yer alan Batman dünyasının önemli karakterleri Jim Gordon ve Harvey Dent’in sadece birkaç sahnede yer alıyor. Öte yandan, gerek Batman karakteri gerekse Bruce Wayne karakterinin gereken mükemmellikte ele alınmadığı gözlemlenebiliyor. Batman filmdeki bazı aksiyon anlarında halkın içinde ulu orta yürüyebiliyor ya da düşmanının sıradan adamlarından bile Batman ikonuna yakışmayacak şekilde hırpalanabiliyor, onların üstesinden gelmek konusunda zorluk çekebiliyor. Batman karakterinde bu gibi zayıflıklar göze çarparken, Bruce Wayne karakteri ise milyoner playboy sıfatına rağmen bu sıfatın hakkın veremeyecek yeterlilikte silik bir şekilde yansıtılıyor.

Beklenentileri karşılayamayan serinin ardından yapımcılar uzun süre Batman’ın düşen popülaritesini geri kazandıracak yeni bir seri için çalışmalarını sürdürdü ve sonunda Christopher Nolan ile yönetmenlik konusunda anlaşıldı. Sonuç olarak da ortaya karakterin gerçek kişiliğine sadık kalınmış, realizm ve hümanizmden beslenen bir film çıktı. Özellikle Batman gibi fantezi dünyasına ait bir karaktere ait dünyanın bu denli realist bir şekilde ve neden-sonuç ilişkisi içerisinde dünyevi temeller üzerine başarıyla oturtulmuş olması Nolan Batman’inin ilk göze çarpan özellikleinden birisi. 1989 yapımı Batman’in aksine, serinin ilk filminde sıradan bir insanın bir sembole, bir süper kahramana dönüşme süreci oldukça etkileyici ve gerçekci bir şekilde anlatılmış. Batman ile artık eşlesen adalet olgusu ise filmin temel unsurunu oluşturuyor. Sık sık adalet ve intikam arasındaki ilişkiye dair diyaloglara rastlamak mümkün. Öte yandan, Gotham City sokaklarındaki kovalamaca sahnelerinin yanında, bir süper kahramanın psikolojik analizi film içinde mümkün olduğunca aktarılmaya çalışılmış.

Batman’in azılı düşmanlarından birini filme dahil edip bol aksiyonlu bir film yaratmak yerine, bir süper kahramanın doğuşunun iyi bir şekilde anlaşılmasına yardım edecek karakterler seçilmiş ve bu noktada da karşımıza Ra’s Al Ghul karakteriyle Liam Neeson çıkıyor. Görsel bir kötü adam sunma görevi ise Scarecrow ile genç oyuncu Cillian Murphy’e düşmüş. Batman karakterinin yanında Batman dünyasının havasını, Gotham City’i ve filmin psikolojik boyutunu anlaşılır bir şekilde sunma görevinde görüntü yönetmeni Wally Pfister’in başarısını da göz ardı etmemek lazım. Önceki serinin aksine, atmosferi desteklemek için kullanılan özgün soundtracklar da filmin havasını tamamlayıcı parçalardan birisi.

Tüm bu farklılıklara rağmen iki seri arasında benzerlikler de yok değil. Christopher Nolan, serisinde Tim Burton serisini yad edecek küçük detaylar vermekten çekinmemiş. Her iki başlangıç filminde de Gotham City halkının zehirleyici gaz tehlikesiyle karşı karşıya kalması bu benzerliklerden ilk göze çarpanı. Yine Tim Burton’ın Batman (1989) filminde Alfred’in Bruce Wayne’nin Batman kişiliğiyle giriştiği mücadelenin kendisine zarar verebileeğinden, hatta ölümüne yol açabileceğinden ve bir Wayne üyesinin daha vefatını görmeyi istemediğinden yakınması Nolan’ın Dark Knigt Rises filminde yine Alfred tarafından benzer bir şekilde dile getiriliyor.

İki farklı yönetmen ve tarz tarafından ele alınan Batman karakterin iki farklı başlangıç filmi bize ve sinema dünyasına zengin bir Batman dünyası sunuyor. Yeni bir Batman serisini şimdiden merakla bekliyoruz…

-Ergün Baydı

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *