Sinefillere Özel Filmler

Kış geldi. Hava çok erken kararıyor ve çok soğuk. Film izleme zamanı geldi demeyeceğim çünkü sinefiller için film izlemenin soğuğu, sıcağı, mevsimi olmaz. Bilmeyenler için açıklayayım.

Sinefil Fransızca’dan dilimize geçen cinéphile sözcüğünden gelmektedir. Sinemaya ve filmlere düşkün veya aşırı bağımlı insanları anlatmak için kullanılan sıfattır. Sinefili hastalığına yakalanmış insanlar(gerçekte böyle bir hastalık yoktur tabiî ki ) film izlemeyi yemek yemeye tercih edebilir. Asla sıkılmazlar.

2010 yılında beri izlediğim her filmi tek tek not ettiğim film defterimden bazı filmler paylaşacağım.

“Kasım’da Aşk Başkadır” temasından yola çıkarak romantik komedi-dram filmleri ile başlıyoruz.

1. Notting Hill (1999)

Başrollerinde Hugh Grant ve Julia Roberts’ın rol aldığı bu film “Bir ünlüyle birlikte olmak nasıl bir duygudur? Bazılarımızın gözünde bu kadar büyüttüğü şöhret dünyasından biriyle aşk yaşamak zor mudur, farksız mıdır?” sorularına cevap verebilecek nitelikte.

Untitled

Filme ismini veren Notting Hill caddesi. Amerika’nın Beverly Hills’i İngiltere’nin Notting Hill’i.

2. P.S. I Love You (2007)

Untitled

Bir kitap uyarlaması olan bu filmin başrollerini Hilary Swank ile birlikte Gerard Butler paylaşıyor. Arkadaşlarımın “Çok ağladık.” demelerine rağmen beni ağlatmayan ama alışılagelmedik konusuyla “Sonunda ne olacak acaba?” diye ilgiyle izlettiren bir film.

3. August Rush (2007)

Untitled copy

Film aslında genç oyuncu Freddie Highmore ve onun müziğe yeteneğini temel almak istemişken aşk teması da yoğun bir şekilde işlenmiş. Türk filmlerinde sıkça rastladığımız zengin kız fakir olan temasını Hollywood’da işliyor tabiî ki. “Zenginlik-fakirlik aşka engel mi? Arada çocuk olması durumu farklı kılar mı?” gibi soruları düşünmemizi sağlıyor.

4. When Harry Met Sally (1989)

f

“Yakın arkadaştan sevgili olur mu?” Meg Ryan ile Billy Crystal’ın harika oyunculuklarıyla bezenmiş aslıda üstüne yazılacak çok şey olmasına rağmen mutlaka önce izlenmesi gereken bir film.

5. Notebook (2004)

Nicholas Spark yazdığı romantik-dramlarla çoğumuzu ağlatmıştır. Hep düşünmüşümdür “Bu kadar romantik-dram yazan adam gerçek hayatta da bu kadar romantik midir? Ve neden hep dram yazıyor?”diye.
Belki de Nicholas Spark’ın yazdığı kitaplardan en çok bilineni bu filmdir. Başrollerinde genç kızların sevgilisi Ryan Gosling olunca üstüne bir de tatlı,masum Rachael Mcadams ile birleşince harika bir film ortaya çıkıyor. Gerçekten aşık olduğun insanı unutamazsın. Sırf sonunu öğrenmek için bile mutlaka izlenmesi gerekir.
Diğer Nicholas Spark filmleri: The Last Song,The Best of Me,Dear John, A Walk to Remember…

kiss
Film MTV Film Ödüllerinde “en iyi öpüşme” ödülünü almıştı.

6. Titanic (1997)

Özellikle yeni tanıştığım arkadaşlarım sinemaya ve filmlere çok düşkün olduğumu görünce mutlaka sorarlar.”En sevdiğin film nedir?” diye. Bu soruya hiçbir zaman cevap veremem çünkü sevmediğim film sayısı çok azdır ve aralarında bir seçim yapmak diğerlerini küstürmek gibi gelir bana. Ama bu soru sorulunca da aklımdan hep “Titanic” filminin afişi gelir ve gider.
Bilemiyorum aramızda izlemeyen var mıdır ama böylesine size aşık birini bulursanız sakın bırakmayın. Hele ki Rose’un filikadan Jack için atlaması yok mu…

tit
Filmin en meşhur sahnesi.Teknede olup da bunu yapmayan yoktur
-Jack,I’m flying.

7. 50 First Dates (2004)

Birine 80 kere bir şeyi anlatmak ne kadar da sıkıcıdır. Hocalar “Çocuklar anlamadıysanız bana sorun anlayana kadar anlatırım yeter ki konuşmayın.” sözü bana nedense hep komik gelmiştir.3’de belki kabul edilebilir ama 4. kez sorarsak aynı soruyu bence yukarıdaki söz geçerli olmayacaktır.
Peki her gün sevgilinize onun sizin sevgiliniz olduğunu ikna etmeye çalışsanız?
Sevgiliniz için her şeye değer mi? Yoksa banane ne uğraşacağım mı?

Untitled

Waffle’lar ile bu kadar oynamasına üzüldüğüm sahnesi.

8. Letters to Juliet (2010)

*Spoiler içerir
Aşıklar şehri Verona. Romeo ve Juliet hikayesinin İtalya’nın Verona şehrinde geçtiğine inanılır. Hatta Verona’ya gidenler bilir Juliet’in heykelinin ve balkonunun bulunduğu yere girmek zordur çünkü dünyanın farklı milletlerinden bir sürü insan oradadır ve çok kalabalıktır.
Film en büyük aşklar nefretler başlar klasiği aslında. Ama size güzel bir Verona turu da yaptırıyor.

Untitled

(Fotoğraflar benim makinemden.)

İlk fotoğrafta Juliet’e; aşık olmak, aşkını sonsuza kadar sürdürmek,ayrıldığı kişiyle tekrar barışmak gibi dünyanın birçok yerinden dilek dileyen insanların yazdıkları yazılar bulunmakta.

1

İkinci fotoğraf ise Juliet’in balkonu. Rivayete göre Romeo Juliet’e burada seranat yapıyormuş.Benim gittiğim sırada evlilik seremonisi vardı.

9. Flirting with Forty (2008)

“Aşkın yaşı olur mu olmaz mı’yı” sorgulatan başrolündeki Heather Locklear’ın hiç yaşını göstermediği chick flick tarzı bir film.

10. Lars and the Real Girl (2007)

Dış dünya ile çok fazla ilişkisi olmayan bir adam. Doğal olarak sevgilisi yok. Peki çare ne? Terapiste gitmek mi? Yoksa bir şekilde sevgili bulmak mı? Peki bu bir şekil ne olabilir acaba? Filmi izleyince anlayacaksınız.
Başrolünde Ryan Gosling var.

Şimdilik sadece notlarımın %10’undan az bir kısmını yazdım. İlerleyen zamanlarda farklı türlerde de yazacağım. Herkese mutlu günler.

-Melis Şen

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *