SERENA

*Biraz spoiler içerebilir.

Son dönemlerde senaristlerin çokça başvurduğu kitap uyarlaması yine karşımızda. Yazacak konu bulamamaktan mı yoksa işin kolayına kaçmalarından mı bilinmez ama bu ay vizyona giren Serena da aslında tam da bir kitap uyarlaması.

Serena

Bu ay sinemalarda Ron Rash’ın yazmış olduğu Serena’yı izleme lüksüne kavuştuk. Evet, beyazperdede sevdiğimiz belki de benimsediğimiz aktör/aktristleri görmek hoşumuza gidiyor ama sizin de benim gibi “Yeter artık, kaç başrolü daha paylaşacaklar?” dediğinizi duyar gibiyim. Bradley Cooper ve Jennifer Lawrence’dan bahsediyorum. İkisinin de oyunculuklarını çok iyi bulmama rağmen onları yine bir arada görmek biraz sıktı desem yalan olmaz. İnternette afişi görür görmez “Yine mi aynı filmdeler? Artık sıktı.” demekten kendimi alamadım ne yazık ki. Hatırlarsanız Jennifer Lawrence en son en iyi kadın oyuncu Oscar ödülünü Silver Linings Playbook ile almıştı. Sonrasındaysa bolca ödül alan “American Hustle’da” da çok iyi bir performans göstermişti. İki filmde de Jennifer’a Bradley Cooper eşlik ediyordu. Ne kadar “Oyuncu bulamadık kusura bakmayın.” diye bağırsa da afişi, film bir sinefil için görülmeye değerdi.

Afişine bakınca western tarzı bir film sanılsa da aslında bağlılığın, kıskançlığın, çaresizliğin hikayesinin anlatıldığı bir aşk hikayesi Serena.1920’lerde geçen filmin konusu klasik. Boston’da yaşayan George Pemberton Serena’ya aşık olur, evlenirler ve bir kereste imparatorluğu kurmak için Kuzey Carolina’ya yerleşirler. Zor bir çocukluk dönemi geçiren ve ailesini kaybetmiş güzel, becerikli, tuttuğunu koparan Lawrence marifetleriyle kasabanın da gözünde adım adım yükselir. Geçmişte yaşanmış bazı olaylar; bu tutkulu aşıkları, filmin sonunun çok çarpıcı bitmesine neden olan durumlara sürükler. İkilinin arasında geçmişten gelen bir gölge vardır. Peki bu gölge filmin sonunu şekillendirmeye yetecek kadar karanlık mıdır yoksa ortadan kaybolup gidebilecek kadar önemsiz ve yetersiz midir ?

Klasik tarzıyla ve oyuncu seçimleriyle kaybettiği puanları son sahnesiyle tekrardan toplamaya başlayan bu film aşkın ve çaresizliğin insanları nerelere sürükleyebileceğini gösteriyor aslında seyircisine. Başta ne kadar laf etsem de genç ve başarılı Jennifer Lawrence yine bu filminde de döktürüyor. Ee ne diyelim ? Kitabı okuyacaklara iyi okumalar, filmi izleyeceklere iyi seyirler. Umarım Serena’ya ayırdığınız zamanı, bitiminde kayıp olarak görmezsiniz.

-Melis Şen

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *